Aybalam Sayı 3

KUBA’NIN AĞ ALMASI

Kuba, Büyük Kafkas sıradağlarının kuzeydoğu eteklerinde yeralmış Azerbaycan’ın coğrafi
bölgelerinden biridir. Deniz seviyesinden 1000 metre yükseklikte büyük yerleşim yeri olan Kuba, Dağıstan ile
sınır komşusudur. Bölgenin eski ticaret yollarının ve büyük İpek Yolunun kesişme noktasında olması, Kuba’nın
tarih boyunca yerleşme alanı olarak seçilmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Kuba, verimli arazisi, yeşil yamaçları ve meşhur elma bağları ile Azerbaycan’ın en güzel cennet
köşelerinden biri olarak bilinir. Burası örf ve adetleri ile millî kimliğini korumuş bir bölgedir. Şüphesiz bu
bölgede kendine has karakteristik üslûbu ile ilgi çeken, göz okşayan halılar da dokunmuştur. Kuba’nın zengin
doğası bölgede hayvancılığın gelişmesini sağlamıştır. Halk sanatının en gelişmiş dalı sayılan halıcılığın ortaya
çıkması ve yerleşmesinde koyun yününün kaliteli olması önem taşır. Bu bakımdan bölge halkının hayatında
büyük yeri olan halı, zamanla estetik ölçülerle dokunmuş ve pek çok ülkelere yayılarak ün kazanmıştır. Halıcılık
burada yaşamış ve yaşamakta olan insanların manevi hayatını ve ince zevkini belirgin bir biçimde sergiler.

KUBA’NIN ADI

  1. asırda Şirvan Hâkimi Anuşirvan’ın diktirdiği kalenin adı, Bade Firuzqubat idi. 12. Asırda Arap
    kaynaklarında Kuba’nın adı geçer. 13. Asırda Arap coğrafyacısı Hemevi’nin eserinde Şirvan Eyaleti şehirleri
    arasında bu bölgeden Kubba diye bahsedilir. Anlaşıldığı üzere Arapça kubbe sözcüğünün bu dildeki söylenişi
    şehrin adı olmuş, sonra yerel dilde bu sözcük Kuba’ya dönüşmüştür. Nitekim 16. Asır Safevi kaynaklarında
    Kubbe diye bahsedilen yer burasıdır.
    Kuba Hanlığı diye kurulan siyasi oluşumun merkezi, önceleri Xudat’tı. Sonra yönetim Kuba’ya
    taşınmıştır. Feteli Han döneminde (1758-1789) oluşumun gücü artmış; Deveçi, Qusar, Xaçmaz, Xızı, Xudat
    rayonlarının arazisi Kuba Hanlığı idaresi altında birleştirilmiş; ardından Derbent, sonra Lenkeran bu birliğin
    sınırlarına dâhil edilmiştir. O, devirde İran engizisyonu mağduru Yahudiler, Kuba’ya davet edilmiş; Qudiyal
    Çay’ın sol sahiline yerleştirilmişlerdir. 1926’ya kadar Yahudi Slobodası diye adlandırılan bu mıntıka, o yıldan
    sonra Kırmızı Kasaba diye tanınmaya başlamıştır.
    Dağıstan hanlıkları tarafından kuzeyden tehlike altında olan hanlık, Rusya’nın da göz diktiği saha
    olmuş, Rus saldırılarına karşı koymak giderek güçleşmiş, karargâh Qrız köyüne alınarak savunma sürdürülmüş
    ise de 1806 sonrası Rus egemenliğine girilmiştir. Asrın ortalarında başlayan Şeyh Şamil hareketine destek
    veren Kuba ahalisinin bir bölümü direnişin mağlubiyetle sonuçlanması sonrasında Türkiye’ye sürgün
    edilmiştir. Rusların Kafkasya’yı işgal etmesinden sonra Kuba Hanlığı 1806 yılında Rusya’nın egemenliğine girdi
    ve eyalet şehri oldu. Yeniden oluşmakta olan Kuba, 1860’da önce Bakü vilayetine bağlandı,
    Çarlık döneminde Qrız kenti, aksakalılar heyeti ile yönetilmiş, eğitim 4 medresede, ibadet 2 camide
    sürdürülmüştür. Sovyet dönemin de ayaklanmaların, isyanların, sivil itaatsizliklerin merkezi Kuba olmuş, şehri
    işgal eden Kızıl Ordu birlikleri püskürtülmüş; Ermeni Taşnak ve Hıncak birliklerinin başlattığı katliamlar Nuri
    Paşa kumandasındaki Osmanlı birliklerince önlenmiştir.
    1930 yılında ise Azerbaycan’ın inzibati (sıkı düzene bağlı) bölgelerinden birine dönüştürülmesi
    bölgeye bakış açısını göstermesi bakımından dikkat çekicidir .

Doğasını anlatsak tarihi, ağ papaklı dağlarından danışsak çayları, bağlarından sohbet açsak yolları küser Kuba’nın.
Müşkürlü Hacı Davut’u mu önce yad edelim, Feteli Han’ı mı? Mir Cafer Bağırov’a mı sıra gelsin Abbasqulu
Bakıhanov’a mı?

Şahdağ’ın yüksekliği kaç metredir ya Bazardüzü’nün, Babadağ’ın, Tufandağı’nın? Mastergah zirvesinden
kaç şehir görülür çıplak gözle? Qrız kenti mi daha yüksektedir, Hınalık mı?

Süleyman Rüstem’in sözlerini yazdığı İbrahim Topçubaşov’un bestelediği Kubalı Kız mahnısı mı yüreğin
telini daha çok sızlatır, halk şarkısı Kuba’nın ağ Alması mı?

Velvele Çay mı delidir, Şamxor Çay mı; Qara Çay mı coşkundur Qudyal Çay mı?
İtalyan gezgini Marko Polo (1254- 1324), Zeyve Halısını tablosuna konu eden Hollandalı Ressam Jan Van
Eyck (1394- 1441) , Kuba Çukur hamamında yıkanan yazar Alaxandre Dumas (1802-1870) Kuba’da neler yaşadı, neler
hissetiler? Tarihçi, gazeteci, dilci Abbasqulu Bakıhanov (1794-1847) evinde hangi eserleri kaleme aldı?

Dr. Leyla Memedbeyova, Prof. Tamara Hüseynova, Prof. Kübra Ferecova, Emek Kahramanı Humay
Hüseynova, Halı uzmanı Gülnene Mustafayeva mıdır sadece Kuba’nın kızları?
Konakkent, Cimi, Afurca, Yerfi, Cek, Hapıt, Elig, Salma Söyüt, Buduğ bulutların üstünden neler seslenir;
dağ eteğindeki Alihanlı, Şahnezerli, Perebedil, Zeyve ve Çiçi kentlerine; onlar yücelerden gelen sedaya kendi
soluğuyla neler ilave edip düzdeki Mollakemallı’ya, Hacıkarakaşlı’ya, Süsen Kara kaşlı’ya üfürürler?
Baklavasından, gutap (Afar, afal) ına, tüşpere (bicek) sinden hınkalına neleri saymak lazım Kuba
mutfağında? Her kenti halı merkezidir Kuba’nın. Şahdağ Milli Parkı’na komşu rayonlarla ev sahipliği yapar. Afurca
şelalesi, çok sayıda kanyon, mağara turistlerin uğrak merkezidir. Kuba şehir merkezindeki ve köylerindeki mescitler
tarihî birer hatıradır. Alban Devletini oluşturan 22 halkın yadigârı diller Hınalık ve diğerlerinde hâlen konuşulmaktadır.
Burada görmeseniz de binlerce yıl öncesinin tezgâhlarında örsleri döven demirci ustalarının çekiç sesleri çalınır. Hâlâ
çövenlerde elini yüzünü yıkayanlara rast gelebilirsiniz. Teşilerde yün eğiren, ipliklerden rengârenk çoraplar ören
gelinlerin olduğunu fark edebilirsiniz. Arkeoloji, jeoloji, dil, tarih araştırmacılarını bekleyen gizler saklıdır bu bölgede.
İngiliz (Renato B. Figuerido), Alman( Monika Pawlowski) , Fransız (Jil Otyen) gibi meraklıların uğrak yeridir bu rayon. Abdullah Kubalı- İZMİR

AZERBAYCAN’DA ETNİK ÇEŞİTLİLİK -1-

Azerbaycan coğrafyası, insanlık tarihinin en kadim yerlerinden biridir. 1960’a
kadar Azerbaycan’da yürütülen arkeolojik kazılarda bu coğrafyanın tarihine tanıklık
eden çok sayıda materyaller bulunmuş, üzerinde incelemeler yapılmıştır. Bunlardan biri
de Füzuli Rayonunda ilk insan meskenlerinden biri olan Azıh mağarası idi. Arkeolog
Memmedeli Hüseynov başkanlığında yapılan kazılarda 10 arkeolojik tabaka tespit
edilmiştir. Burada bulunan kalıntılar, Azerbaycan’da ilk insanların 1.2 milyon yıl önce
yaşamaya başladığını göstermekteydi.

Mağaranın 5. Tabakasında 350-400 bin yıl öncesine ait 18-22 yaşlarındaki
kadının çene kemiği bulundu. Bu mağara ilk insan yerleşim yerleri bakımından eski
Sovyetler Birliği’nde birinci, dünyada ise üçüncü sıraya yerleştirildi.

Azerbaycan coğrafyası, aynı zamanda gerek tarihî, gerekse kültürel bakımdan,
Kafkasya’nın doğusu ile batısının, güneyi ile kuzeyinin birleştiği özel bir bölgede yer
almaktadır. Jeopolitik bakımdan da, tüm çağlarda önemli işlev görmüş bölge, çeşitli
milletlerin tarihî medeniyet kavşağı olan bir coğrafya konumundadır. Azerbaycan,
zengin doğal kaynaklara sahiptir. Özellikle büyük petrol ve doğal gaz rezervleri vardır.
Bunun yanında bölgede tahıl, çay, tütün, meyve, üzüm, patates, pirinç ve yağlı bitkiler
yetiştirilir. Sığır, koyun ve tavuk da beslenir. Hacim ve çeşit bakımından ham madde ve
üretim kaynakları ile dünyanın sayılı ülkelerinden biridir. Azerbaycan toprakları,
insanlığın kültür mirasını oluşturan değerlere, antik ve orta çağ hadiselerine, eski büyük
uygarlıklara tanık olmuştur. Bu eski yerleşim sahasında çok sayıda milletler yaşamış,
devletler kurmuşlardır. Bu coğrafya; Türk dilli, İran dilli, Kafkas dilli ve Slav dilli halklara
vatan olmuştur. M.Ö. 10-9. yüzyılda Güney Azerbaycan’da Manna Devleti kurulmuş; bu
devleti M.Ö. 8-6. yüzyıllarda Med İmparatorluğu devam ettirmiştir.

Kuzeyde Albanya Devleti teşekkül etti.

Bölgeyi işgal eden Büyük İskender’in ölümünden sonra dağılan Helenistik
dünya, yerini İskender’in generalleri tarafından kurulan devletçiklere bıraktı. Aynı
dönemde Güney Azerbaycan’da Atropetena Devleti kuruldu. (M.Ö.5. yüzyıl)

Şirvanşahlar Devleti sonrası bölge, Safeviler tarafından işgal edildi. Merkezi
Tebriz olan devletin 18. yüzyılda parçalanması sonrası bağımsız hanlıklar dönemi
başladı. Bakü, Kuba, Erivan, Gence, Derbent, Nahcivan hanlıkları sonrası 1813 ve
1828’de Rusya ile İran arasında imzalanan antlaşma sonrası bu dönem sona erdi.
(Aras sınır kabul edilerek A.K.) bölge Rusya ile İran arasında paylaşıldı.

Elnur Ağayev

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir