BİR DAĞISTAN ÖYKÜSÜ

O zamanlar çocuktum. Belimde kama, sırtımda çerkaska bir erkek çalımıyla gezerken elimin üstünde şahinimi taşırdım. Güz mevsimiydi. En güzel tarlaların bulunduğu Uroldse’ye doğru yola koyulduk. Köpekler koşmaya başladı. Kahir abim, kendi şahinini elinde sıkıca tutuyor, ben de onu örnek alarak avcı rolünü oynuyordum. Keklikler uçmaya başlayınca silahlarımızı ateşleyip şahinlerimizi salıverdik. Benim uslu ufaklığım avını bir…
Devamı