Kim 25

NOGAY HALK MASALI

KAMIR- BATIR

Yaşlı çoban yalnız başına yaşıyordu. O, uzun yıllardan beri bir beyin hizmetindeydi. Binlerce koyunu otlatma
görevini üstlenmişti. Kendisine ait malı mülkü yoktu. Köyden az uzakta bir kulübede yaşıyordu.

O gün sabah erkenden alışık olduğu üzere küçük teknede hamur yoğuruyordu, ardından sürüyü otlatmaya
çıkardı. Geç saatlerde geri döndüğünde bebek sesi işitti. Evine girdiğinde ne görsün? Hamur yoğurduğu teknenin içinde
uyuyan bir bebek var. Çok sevindi ve beyin huzuruna çıkıp durumu bildirdi.

Bey, çobana bebeği koyunların sütü ile beslemesini söyledi.

-Bırak beslensin büyüsün, o senin yavrun olur, büyüyünce de benim yanımda çalışır, dedi.

Böylelikle çoban bir oğul sahibi olmuştu. Çocuk kısa sürede büyüyüp bir babayiğide dönüştü. Ona Kamır-Batır
adını verdiler. Anlamı hamurdan yoğrulmuş pehlivan demekti.

Günlerden bir gün Kamır-Batır, beyin çocukları ile oynarken onları yendi. Altın asa dahil her şeyi kazandı.
Asilzadeler asayı vermek istemiyorlardı. Bunu güç kullanarak yapmayı denediler. Fakat Kamır-Batır ile baş etmek kolay
değildi.

Çobanın oğlu:

Aşık kemiklerini ve asayı size veririm, fakat şu şartla ki, sizlerin alnına birer kez fiske vuracağım. Bey oğulları kabul
ettiler. Batır her birine birer defa fiske vurdu, ancak eli o kadar ağırdı ki, delikanlıların alnında delik açıldı.

Çocuklar bu durumu babalarına bildirip şikâyette bulundular. Bey, bir yandan öfkelendi, öte yandan korkuya
kapıldı.

-Bu nasıl bir iştir? Çobanın oğlu büyüyüp başımıza bela oldu. Biz ondan yakamızı nasıl kurtaracağız?
Bey danışmanlarını etrafına topladı. Onların görüşlerini dinledi. Kamır-Batır’ın elinden nasıl kurtulabilecekleri
konusunda fikirler beyan ettiler. Sonunda bir çare bulundu. Oğlanı uzun kamışların olduğu bölgeye göndereceklerdi.
Orada üç başlı ejderha yaşıyordu. O, bu belayı ortadan kaldırabilirdi.

Bey, öneriyi beğendi. Çobanın oğlunu huzuruna çağırdı.

-Oğlunu gönder, kamışlık sahaya gitsin, oradaki kamışları kesip toplasın, yanında götürdüğü üç arabayı doldurup
gelsin.

Beyin buyruğu üzerine üç araba hazırlandı. Kamır-Batır, oraya yollandı. O, işini tamamlayıp dönmek üzere iken
karşısına üç başlı ejderha dikildi. Batır, korkmadı, bütün kamışları canavarın sırtına yükledi. Birlikte köye döndüler. Bey,
koskoca ejderhayı görünce çok korktu. Fakat onu yük hayvanı gibi kullanan oğlan daha ürkütücüydü.

Bey bu dehşeti yaşadıktan sonra oğlandan ejderhayı başından def etmesini, babasının yanına varıp koyunları
otlatmasını istedi. Kamır- Batır, babasının yanına geldi.

Beyi, durum değerlendirmesini yapmak üzere danışmanlarını bir daha topladı. Onlar oğlanı saf dışı bırakacak yolu
bulmak için çok kafa yordular. Bu defa Batır’ı yılanlarla dolu ormana göndermenin en iyi çare olduğunu benimsediler. Han
çobanı tekrar çağırdı.

-Oğlunu sık ağaçların bulunduğu ormana gönder, odun kesip getirsin, dedi.

Kamır-Batır arabaları hazırladı. Ormana geldi. Çok miktarda odun elde etti. Ağaçlık sahadan çıkmak üzereyken
her yönden kendine göre sürünen yılanlar olduğunu gördü. Kamır-Batır:

-Bak bu iyi işte, ben odunları bağlamak için urgan getirmemiştim, dedi.

Odunları yılanlarla sarıp sarmalayıp köye döndü. Arabaların içinde yılanların kaynaştığını gören beyin korkudan
dil tutuldu.

-Çabuk kov şu yaratıkları, onları görmesin gözüm, diye buyurdu.

Oğlan yılanları çözdü. Her biri telaşla sürünerek ormanın yolunu tuttular.

Han, adamlarını üçüncü defa toplantıya çağırdı. Bu defa bir kuyu kazıp, oğlanı oraya atmayı kararlaştırdılar. Kuyu
gizlice kazıldı. Yanında bir çadır kuruldu. Kuyunun üzeri halılarla kapatıldı. Yemekler hazırlandı. Kuzular çevrildi. Bey,
oğlanı bir köşede görüp çağırdı.

-Sen niye dikilmişsin kenarda? Gel de konuklara yemek sun. Batır, bir tepsi alıp yemek dağıtımına başladı. Fakat o
yürürken halıların üzerine basmaya kıymıyordu. Bey:

-Sen neden halıların kenarından dolaşıyorsun? Onları biz ne diye serdik, rahat yürüyesiniz diye.

Oğlan, beyin söylediklerine inanıp ayağını halıya basar basmaz kuyuya düştü. Hepsi bölgeyi terk etti. Herkese o
yöne gitmeyi yasakladı. Emirlere uymayanlar canlarından olacaktı.
Fakat çoban, buna razı olmadı. Sürüyü otlatıp dönerken her defasında kuyuya yemek atıyordu. Ayrıca uzun
tahtalar, dallar bırakıyordu. Oğlan bunlardan merdiven yapmaya başladı. Sonunda hazırlıklarını tamamlayıp kuyudan
çıkmayı başardı.
Beyin karşısına çıktı ve :
-Senin kalleşliklerinin hiçbiri bana işlemedi, diyerek beyin alnına bir fiske vurdu. Han bu şiddetli vuruşla hayatını
kaybetti. Kamır-Batır beyin adamlarını, akrabalarını köyden kovdu. Yoksul halkı özgürlüğe kavuşturdu.

LEZGİ ROBIN HOOD’U KİRİ BUBA

Çeçen Z limxan Xaraçoyevskiy, Gürcü
Data Tutaşxia ve İnquş Ahmed Xuçbarov Türk
Kaçak Mayıl gibi Lezgi Kiri Buba’da Kafkasya’nın
tanınmış halk kahramanlarındandır.
Kiri Buba, Dağıstan vilayeti Küre kazasının
İkra köyünde doğmuştur. Kiri Buba’nın doğum
tarihi hakkında kesin bilgi yoktur. Muhtemeldir ki,
o 19. yüzyılın 70. yıllarının sonunda dünyaya
gelmiştir.
Kiri Buba, Rusya İmparatorluğunun çar
hâkimiyetine karşı mücadele etti, halkı çar
diktatörlüğüne direnmeye çağırdı.
1905- 1913 arasında, Kiri Buba 20 kişiden
daha kalabalık çetesi ile Bakü’den Mahaçkale’ye
kadar yer alan arazide at koşturuyor; zenginlerin
mülklerini dağıtarak onlardan aldığını yoksul
halka dağıtıyordu. Halk ona “L zgi Robin Hudu”
adını vermişti.
ZELİMHAN HAKKINDA KISA NOTLAR

Zelimhan’ın hayatını romanlaştıran Mohmad Mamakayev
şunları yazıyor: Halkımızın arasında büyük bir ünlü olan Kharaçoylu
Zelimmhan’ın kişiliğini edebî bir amaçla çok eskiden incelemeye
başladım. 1926 yılında onu bir şiirle tanıtırken edebiyat dünyasına da ilk
adımımı attım. Onun hakkında her anlatılanı ve yazılanı derledim,
durdum.

Zelimhan’ın her yönden şanssız bir insan olduğunu söylemeye
gerek yok.

Zelimhan’ı isyana sevk eden kötü duygular, düşmanlıklar, rızkını
yasa dışı yollarda aramak değildir. Çoluk çocuğuyla huzur içinde yaşayan
bu adam, dikenli yollara isteyerek değil, Çar yönetiminin haksızlıklarına
dayanamadığı için sapmıştır.

O, 1909 yılında Duma’ya gönderdiği mektupta şöyle diyor:
İşimin bitik olduğunu, özgürce yaşama olanağımın kalmadığını
biliyorum. Fakat hiç olmazsa benim, babamın, kardeşlerimin ve arkadaşlarımın
analarından isyancı olarak doğmadıklarınıbilin.

Doğrusunu söylemek gerekirse Zelimhan hakkında araştırma yaparken onda devrimci bir nitelik bulunduğu veya
suçsuz ve iyi bir insan olduğu düşüncesini taşımadım. Tersine, böylesine zor ve karmaşık bir yolda yürüyen her insan gibi
Zelimhan da pek çok hata işlemiş, hem iyilik hem kötülük yapmıştır. Hakkını aramaya çalışan her çiftçi gibi, yolunu da
değiştirme olanağı bulamadığı için asabi biriymiş. Fakat Kharaçoylu bir isyancının yaşamını derinlemesine öğrenen
kimse, o zalimin ruhunda, yaşamını alın teri ile kazanmak isteği ve insan sevgisini bulur.
Zelimhan, en zor günlerinde bile, alın terini akıttığı çiftçilik mesleğini bırakmamıştır. Ormanda gizlice çift sürmüş,
davar gütmüş, çapa çapalamış, tırpan sallamıştır. İnsanlarla ilişkisini kesmeyen, gereken saygı ve cömertliği sergileyen
biridir o. Fakat baskı veya tehlike karşısında onun cömert yüzü köşeye kıstırılmış bir kurt çehresine dönüşürmüş. Ona
zalim dedirten de bu durumu olmalı.
Zelimhan’ın yaşam kavgası, çaresizlik içerisinde bocalayan bir insanın geçmeye çalıştığı aşılması güç bir yoldur.
Zelimhan, halkın isteğini yerine getirmeye çalışmış, fakat kalabalıktan da ürkmüştür. Çağının düzenini değiştirmek
istemiş olmasına karşın yöntemini bilememiştir. O, bütün zulümlerin temelinde, Çarlık yönetimlerinin olduğuna,
hepsinin öldürülmesiyle dünyada adaletin sağlanacağına inanmıştır. Kendisi herhangi bir ideolojiye sahip olmadığı için
Çeçen zenginlerini zalim saymamış, bu konuda yanılgıya düşmüştür.
Onu geriye dişe dokunur bir şey bırakmaması, büyük işlerin üstesinden gelememesi, yolunun yanlış olduğuyla
ilgili eleştirilere maruz kalması, unutturulmasını isteyenlerin işinin kolaylaşması hep bu yanılgılarından dolayıdır.

Kitaptan yaptığımız alıntılar romanın yazarına aittir. Eser okunursa Zelimhan adlı halk kahramanı daha iyi
tanınacaktır.

Devamı PDF’te…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir