Kim Bülteni Eylül Ayı

LEZGİ YILDIZLARI

Lezgi Yıldızları Kafkas Halk Dansları Topluluğu’nun kuruluşu, eski yıllara (2001-2002′ lere) dayansa da 12.07.2017’den itibaren “ Lezgi Yıldızları” adını aldı. Bir halı motifi adı olan “Lezgi Yıldızı” gruba özgü bir sembol oldu. Balıkesir Dağıstan Derneği Başkanı Osman Göçmez, oyuncuların performanslarının her geçen gün daha da yükseldiğini, grup adının pekiştiğini ve gruba karşı ilginin arttığını belirtti ve “Şimdiden düğünlerde aranan ekip durumundayız.
Grubun müzisyenleri eskiden grubun dansçıları olan Emrah Şen (Davul) ve Sinan Aşır (akord iyon) aynı zamanda ekibin yöneticisi olarak katkı sağlıyorlar” dedi.

 

UNUTTURULAMAYAN ŞARKILAR

Kafkasya’da yasaklar Daha Emeviler döneminde İslamiyet! yaymak maksadıyla uygulandı. Bölgede güçlü Hıristiyanlık kurumlan ile karşılaşan Marwan bin Muhammet’in faaliyetleri arasında mabet yakıp yıkmak, kitap imhası gibi uygulamalardan başka dil yasağı da vardı. O, ayrıca genç kız ve oğlanları Araplarla evlendirerek ırk ıslahı gibi pek görülmemiş bir yol seçti. Birkaç yıl sonra Timurlenk binlerce KafkasyalIyı diri diri ateşe attı, bölge insanının büyük bölümünü Afganistan ve Kırgızistan’a sürdü. İran hükümdarlarının elinde zulmün tüm araçları devreye girdi. Şahlar silah olarak mezhep farklılığını kullandılar. Bölge insanlarına Şiilik dayatmasında bulundular.
Vergileri kat be kat artırdılar. Nadir Şah direnenlerin gözlerini oydurarak halka boyun eğdirmeyi denedi. Sırada Rusya vardı.
Rus çarları ormanları yakarak çoluk çocuk, yaşlı genç demeden halkı kılıçtan geçirerek sahneye çıktılar. Büyük çapta kitlesel sürgün yöntemine başvurup Kafkas coğrafyasının yeni sahibi oldular.
Rusya’da çarlık ömrünü tamamlayıp ortadan kaldırıldıktan sonra sosyalizm Kafkasya coğrafyasında bir tercih olarak değil, bir dayatma şeklinde, güvenlik sorununa karşı bir önlem maksadıyla uygulandı.
Balayı döneminde Bolşevikler iktidarı pekiştirmek için şirin davrandı. Çarlık Rusyası döneminden miras alınan bazı politikalar sosyalist kardeşlik kisvesi altında saklanarak yürütüldü.Bunlardan biri de genişlemeydi. Karadeniz ile Hazar denizi arasında Taman yarım adasından Apşeron yarımadasına kadar uzanan 1440 km uzunluğundaki Kafkas dağları, her şey bir yana yer yer beş bin metreye ulaşan yükseklikte doğal bir savunma duvarıydı ve dış tehditlere karşı büyük bir avantaj oluşturuyordu.
Sosyalizmin Kafkasya’ya bir tercih değil, bir dayatma olarak gelmesi sebebiyle yöneticilerin yeni iç isyanlarla karşılaşmamak için dikkatli olmaları gerekiyordu. Hem zaten Bolşevikler, Rusya’yı “halklar hapishanesi olmaktan kurtarmak için” iş başına gelmemiş miydi? Parti kurmayları kolları sıvadılar.
Bu çetin coğrafyada köylerin elektriklendirilmesi tamamlanacak, ana dilde eğitim hakkı koşulsuz uygulanacaktı. Birliği oluşturan cumhuriyetlerdeki diller tek tek belirlendi. Kafkasya ve özellikle de Dağıstan’ da inanılmaz dil çeşitliliği olduğu görüldü.
Kimi bölgelerde, hele hele, Küba’da, Xaçmaz’da her köyde ayrı bir dil konuşulması, ayrı bir halk adı bulunması, ayrı bir kimlik iddiası yönetenlerin sabrını zorluyordu. Fakat verilmiş karardan artık dönülemezdi. Çarnaçar elden ne geliyorsa yapılacaktı. Rejimi destekleyen şairler, yazarlar, aydınlar yetişmiş, Kafkasya ve Orta Asya kültürü alanında çalışmalar hızlanmıştı.
Ancak tek dert, kültür politikası oluşturmak değildi. Ekonomi alanında da kitleler hoşnut edilmeliydi. Şehirde küçük çapta girişimciliği, kırda tersine kamu mülkiyetini teşvik ve diğer çelişkiler, parti içi çekişmeler toplum hayatına seyahat, inanç, ifade, mülkiyet alanlarında özgürlükleri daraltma olarak yansıdı. Rejimin doğasında var olan hukuk ihlalleri doruk noktaya çıktı. Bundan Kafkasya da nasibini aldı. Ayrıca, İkinci Dünya Harbi kapıdaydı.
Gönülsüzce kabul edilen tüm şirinliklerden çok geçmeden vazgeçilip Büyük Rus milliyetçiliği hortlatıldı. Samur nehri sınır kabul edilerek ele avuca sığmaz diye suçlanan Lezgiler iki coğrafyaya bölündü. Ana dili yerine Rusça ve Azerice dayatıldı. Ayrıca yüksek öğrenim gören Lezgi öğrencilerden burs hakkı geri alındı. Bütün bunlar İçin bir açıklama yapılmadı.
İkinci Dünya Savaşında iç düşman paranoyası tavan yaparak Çeçenler Sibirya’ya sürüldü. Çarlık rejimini aratan baskılar gündeme geldi.
Diasporada ise başka bir dram yaşanıyordu. OsmanlIların topraklarına kabul ettiği muhacirlerden yaşı uygun olanlar daha yükünü indirmeden cephelere yollanmıştı. Dedelerini savaşta kaybeden nesiller kendi dilinde masalları ninelerinden dinleme fırsatı buldular. Giyimlerine kuşamlarına karışan yoktu. Kurtuluş Savaşı sonrası o da ellerinden alındı. Tek tip adam yetiştirme peşinde olan cumhuriyet birçok alanda KafkasyalIların karşısına dikildi. Sorun sadece giyim kuşam değil, topyekûn kültürdü. Şarkılar, oyunlar, çalgılar da göze batıyordu. Onlar da bastırıldı. Yine de hem diasporada hem anavatanda Kafkas renklerinin varlığı silinemedi, şarkılar yok olmadı, çalgılar susmadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir