KİM 13

DAG KARTALLARININ ÜLKESINDE BAYRAM

*Bu yazının ilk bölümü Şubat 2019 tarihli gazetemizde Son Bahadırlar Ülkesi başlığıyla yayımlanmıştı. Şahinimin acısı dinip yerini, günün getirdiği yeni sevinçlere bıraktı. En parlak sevincim ilkyaz mevsiminde oldu. Boğa Bayramı Otzbay geldi. Bu bayramın özelliği, yeni yılda ilk kez toprağın sabanla sürülmesi, ilk tohumların ekilmesiydi. Bu, güzel bir bayramdı. Eski tanrılara inanılan döneminde dahi kutlanan bu bayram, kökenimin dayandığı ülkemle ilgili en parlak anıdır. Bizim çocukluk günlerimizde bu bayram şöyle kutlanırdı: Önce en güzel silahlarını kuşanmış erkekler, başta din adamları, dibir, kadı olmak üzere çiftlikte büyük tören için toplanırlardı. Orada Tanrıya yakardıktan sonra ilahiler söyleyerek ataların mezarlarına, yâd ellerde savaşta ölenlerin anısına kalede dikilen anıtlara gidip merhumun ruhunun yurt hasretinden kurtulmasını, kendilerine kerem kılmasını dilerlerdi. Kars önünde kalan dedem Manisal Mohama’nın da orada bir anıtı vardı. O gün, çevredeki doruklar henüz bütünüyle karlıydı. Ancak eteklerde yaşam canlanmış; oraya ilkyaz gelmişti. Toprak karaydı, yaştı. Ağaçlar, yemeni gibi ince, yeşil bir örtüye bürünmüştü. Sevimli güneşin ışınları bu yeşilin üzerine vuruyordu. Güneş ışınlarının yansıdığı yerlerde bir sis beliriyor, burcu burcu bir koku yayılıyordu. Ağaçlar çıplaktı. Dallarında karatavuklar ötüyordu. Alay tarlaya geldi. Orada toplanmış avul halkının beklediği tören başladı. Gözleri iri iri açılmış çocuklar, önde duruyor; meraklı bakışlarla süslü püslü kadınların kollarında izliyorlardı olanları. Dibir, değişik bir kılıktaydı. Ters yüz edilmiş bir kürk giyinmişti. Başındaki gösterişli, büyük kalpak, alnını büyük ölçüde örtüyor, ona korkunç bir görünüm veriyordu. Eski çağların yer tanrıları böyle olmalıydılar. İşte, yeleli alınları çiçeklerle bezenmiş, iki genç boğa getirip oradaki hazır sabana koştular. Dibirin kendisi, o bilgin kişi, sabana koşulu boğaları tarlaya sürdü. Yumuşak toprak, ağır yaş keseklere ayrıldı. Dibirin ardından ekici geliyor, tohumu ölçülü devinimlerle toprağın yarıklarına serpiyordu. Köylüler, dikkatli bakışları ile onları izledi. Tarla boydan boya iki kez geçildikten sonra kutsal otszbayın ilk önemli bölümü sona erdi. Bunu eğlenceler, şakalaşmalar izledi. Sırada, delikanlıların savaş oyunları vardı. Bunlar taş fırlatma, at yarışları, kılıç oyunu ve koşulardan oluşuyordu. En iyi binicilere, en hızlı koşuculara, en keskin atıcılara ödül olarak ışıl ışıl parlayan kumaşlar verildi. Bunların üzerinde ilkyaz bayramının gerçek simgesi olan araba tekerleği biçimindeki giguç vardı. Giguç, halka biçiminde, üzerinde baldan süslemeleriyle Alman paskalyalarını çağrıştıran yumurtalar bulunan bir çörekti. Biz çocuklara da küçük birer giguç verildi. Buna uzun süre elimi sürmedim. Çünkü giguç yılda yalnızca bir gün vardı. Bir sonraki otzbay için sonsuz bir zaman beklemem gerekiyordu. Bayramın bitiminde savaş oyunları birincisinin evinde bir şölen verildi. Çalgılı, oyunlu bu mera sim çılgın eğlencelerle gece yarısına kadar devam etti. Bununla birlikte ertesi sabah tarlaların hepsinde sabanlar iş başındaydı. Kara tarlaların sağında solunda karartılar kımıldıyordu. Ekincinin yılı başlamıştı. Dağ kartalları onları yukarıdan izliyorlardı.

Her Derde Derman Olan Yer: AXTI

Axtı’ya boş yere “Dağıstan’ın incisi” dememişler. Azerbaycan -Dağıstan sınırda bulunan Axtı her iki ülkede kaplıcaları ve diğer birçok özellikleri ile ün sahibi bir yerdir. Tedavi olmak maksadıyla bölgeye gelen turistler, dağ manzaralarının muhteşemliğine, bağ-bahçelerin güzelliğine, kadim mimari üslubuna, yerli sakinlerin konukseverliğine hayranlık duyarlar. Reyonun merkezi Axtı şehri, Dağıstan-Azerbaycan sınırının otuz beş km yakında, Axtı çayı ile Samur nehrinin kavuştuğu yerde, deniz seviyesinden bin metreden çok yüksekte, dağ zirveleriyle kuşatılmış arazide konumlanmıştır. Yaklaşık on beş bin nüfusa sahip bu Lezgi şehri, Dağıstan’ın önde gelen uygarlık ve turizm merkezlerinden biri olarak bilinir. Axtı’nın en az üç bin yıllık bir yaşı var. Bunu Diyarşünaslıq Müzesinde sergilenen buluntular kanıtlıyor. Axtı; Albanya’nın, Sasanilerin, Şirvanşahların ve diğer devletlerin sınırları içerisinde yer almıştır. Axtı yer altı suları hakkında ilk malumat 6. Yüzyıla aittir. Bu kaynaklar bin dört yüz ile bin yedi yüz metre derinliklerden dağ katmanlarını yararak büyük tazyik ile yüzeye fışkırıyor. Bu suların terkibinde bulunan madenler Çarlık Rusya’sı döneminde tahlil edilmiş, birçok hastalıkların iyileştirilmesinde yararlı olduğu belirlenmiştir. Pınarların çevresinde inşa edilmiş çok sayıda hamam yıkılarak yeniden yapılmıştır. Sovyet döneminde pınarların alt yapısı geliştirilerek pansiyonlara, otellere dönüştürülmüş, şişe suyu üretimi için tesisler kurulmuştur. Axtı Yer Altı Toprak, Su ve İklim Kaynaklı Doğal İyileştirici Faktörlerin Bilimsel Tedavi Merkezi, hali hazırda arazideki hidrojen sülfürlü, iyotlu, radyasyonlu on dört kaynağı kapsıyor. Bu kaynaklar ısı derecesine göre yukarı ve aşağı hamam adı verilen bölümlere ayrılır. Sıcaklığı 50-52 dereceyi bulan en kaynar sular yukarı hamamlara verilir. Bir km mesafedeki aşağı hamamlarda ise suyun ısısı 43 derecedir. Kaynar sular romatizma, gastrit, mide ve on iki parmak bağırsağı hastalıklarının iyileştirilmesi için birebirdir. Küvetler, omurga ve kalp-damar rahatsızlıklarında tedavi edicidir. Axtı’da serin suyu olan pınarlar da var. Bunlardan terk edilmiş Kudçax köyüne giden yolda bulunanı magnezyum yönüyle zengindir. Axtı kalesinin karşısında sodalı suyu olan kaynak vardır. Çamurla tedavi, bölgedeki başka bir tedavi yöntemidir. Doğal çamur gölleri spor zedelenmeleri, deri hastalıkları ve birçok diğer patolojik rahatsızlık için şifa kaynağıdır. Tedavi merkezinin müdiresi Palmire Bursalova diyor ki: Pansiyonerler şifalı sıcak çamurun içine girer girmez, vücudun hasar görmüş bölgelerini çamur parçaları ile tedavi eden kabin süreçlerinden yararlanabilecekleri gibi kaynak suyu küvetlerini de tercih edebilirler. Kronik eklem rahatsızlığının tedavisi ve önlenmesi için arka arkaya 4 yıldır gelen Mahaçkaleli Beden Eğitimi Öğretmeni Murat Emiraslanov, Axtı’da çamur banyosu ve kaynar su uygulamalarının kendisini kısa sürede iyileştirdiğini belirtmiştir. O, ikinci ve üçüncü uygulamaların ardından ağrılarından tamamen kurtulmuştur. Merkezin daimi konuklarından biri, Bakülü hemşire Elmira Aliyeva ise diyor ki, Axtı’da tedavinin çok kısa sürede sonuç vermesini, yalnızca suyun terkibindeki mineraller veya iyileştirici çamurla açıklamak yeterli olmaz, bu diyarın görülmemiş havası, billur gibi suyu, ekolojik temiz mah sulleri de her derde devadır. İşte bu faktörlerin hepsi birden pansiyonerlerin kısa zamanda iyileşmesini sağlıyor, bu durum haklı olarak Axtı’ya uluslararası düzeyde bir şöhret kazandırıyor. *Axtı’nın diğer adı Dokuzpara’dır .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir