Kim Sayı 32

                          HACI MURAT ROMANINDA İNSAN VE MEKÂN -2-

Tolstoy’ un Hacı Murat romanının ana mekânı Kafkas coğrafyasıdır. Genel anlamda okur, dö nemin Rus yönetimi ve Çeçen halkı arasında yaşanan çatışmanın mekânı olarak Kafkasya ile karşı kar şıyadır. Bu mekân, aynı zamanda Hacı Murat ve diğer lider Şeyh Şamil’in de çatıştığı yerdir. Eserde Kaf kasya destansı bir karakterle tanıtılırken zaman zaman da romantik, kırsal vurgular belirginlik gösterir. Romanda tasvirlerin genel olarak Kafkasya coğrafyasına ait bir köy ve iç mekânlarla başlayıp kırsal ala na kaydığı görülür. Daha sonraki gelişmeler sonucunda Hacı Murat’ ın Ruslarla ilişkisinin aktarıldığı bir ortam olarak saray ağırlık kazanır. Bu durum, Kafkas coğrafyasına ait destansı dokunun bir geçiş hâlin de romanın vaka örgüsüne dâhil olduğunu göstermektedir. Rusların Hacı Murat’a yönelik ilgisinin akta rıldığı sarayda destansı özellik Hacı Murat üzerinden devam ettirilmektedir. Fakat aynı zamanda kır ve saray çatışmasının da yoklandığı veriler sahnelenmektedir. Sarayın kabul salonu, görkemli yemek ma sası, tiyatro salonu ve Rus çarının tanıtıldığı mekânsal ayrıntılar dikkat çekicidir.  

                                             İDEAL ÇERÇEVE

Kitap, Tolstoy’ un yaz mevsiminin ortalarında kırlardan eve dönerken tabiata ilşkin aktardığı cümlelerle başlar. Bu yürüyüşte karşılaşılan kır çiçekleri ve tatar denilen devedikeni yazarı çok etkiler.  Bu etki, devedikeni üzerinden insan-tabiat ilişkisini, özellikle de insanın tabiata verdiği zararı irdele mekle dile getirilir. 

Yukarıda belirttiğimiz gibi Hacı Murat romanının ana mekânı Kafkasya coğrafyasıdır. Romanın giriş kısmında yer alan mekân ütopik bir mahiyet taşımaktadır.  Daha sonraki bölümlerde yazar, yaşa nan savaştan ve tanınmış şahsiyetlerden söz ederek  gerçek mekâna yönlemiştir. Romancı mekân un surunu  oalyların cereyan ettiği çevreyi tanıtmak, roman kahramanının portresini çizmek, toplumu yansıtmak, atamosfer yaratmak için kullanmıştır. 

ÇEÇEN KÖYÜ MAHKET

Roman, Hacı Murat’ ın barış nedir bilmeyen olarak nitelediği Çeçen köyü Mahket’ e girmesiy le başlar. Zaman, soğuk bir Kasım akşamıdır, köy tezek dumanı ve kokusuna bürünmüştür. Kafkasya, bu aktarımlarla okuyucuyu verilen yaşam mücadelesi ve bunun zorluğu içinde karşılar. Her şeye rağ men dirençli bir yaşamın hissettirildiği bu bölüm, çetin bir coğrafyada sürdürülen onurlu mücadelenin izlenimini verir. Özellikle ilk paragrafta geçen ”barış nedir bilmeyen” vurgusuyla ortaya konan Mahket köyü, devam eden paragrafta bu olağan dışılığı kanıksamış şekilde aktarılır.

Soğuk bir Kasım akşamı Hacı Murat, tezek dumanı ve kokusuna bürünmüş, barış nedir bilme yen Çeçen avulu* Mahket’ e giriyordu.

Müezzinin gergin, tiz sesi henüz kesilmişti ve tezek dumanıyla kokusunun sindiği temiz dağ havasında, bal peteği gibi birbirine bitişik, toprak damlı evlerin avlularından yükselen inek böğürtüle ri, kuzu melemeleri, tartışan erkeklerin gırtlaktan konuşmaları, aşağıdaki çeşmenin oralardan gelen kadın ve çocuk sesleri açıkça duyuluyordu. 

Romanda kahramanın kaçışı, içine düştüğü zorluk ve belirsizlik, mekâna dair ayrıntılarla daha bir güçlü hissedilir. Anlatımın olay ve mekânla içi içe geçtiği bu üslup, Tolstoy’ da oldukça başarılı bir seyre dönüşür.

Ne istiyorsunuz?- diye bağırdı Hacı Murat. Tutmak, alıkoymak mı? Hadi öyleyse ne duruyor sunuz?

Bunları söylerken tüfeğini doğrulttu… Sonunda durduğu zaman peşinden gelenlerin de, horoz ların da sesi duyulmaz olmuştu; duyulan yalnızca su şırıltısı ve arada sırada bir puhu kuşunun ötüşüy dü. Az ötesinde kapkara bir duvar hâlinde orman yükseliyordu. Bu, müritlerin Hacı Murat’ı bekledikle ri ormandı. Hacı Murat, ormanın önüne gelince durdu, ciğerlerine derin bir soluk çekip ıslık çaldı, son ra kulak kesilip etrafı dinledi. 

                                                                                           Ferhat Çifitçi

                                                  İçtimaiyat Sosyal Bilimler Dergisi  Avul: Köy            

                                       AFGANİSTAN’ A SÜRÜLMÜŞ ALBAN HALKLARI

Emir Timur’ un ordusu Şirvan’ ı (bugünkü Azerbaycan ve Dağıstan’ın güneyi) işgali sırasında,  Zengezur arazisinde hayli kayıp verdi. İşgalciler, 1395’ te ele geçirdikleri birçok yeri harabeye çevir miş, siyasi birlikten yoksun Alban asıllı ahaliden on bin aileyi Afganistan topraklarına sürmüştü. Erme ni tarihçi Foma Mesoplu canlı tanığı olduğu bu hadislere Alban Tarihi adlı eserinde yer vermiştir. Da ha sonraki dönemlerde yaşayan Yesai Celal de Alban Ülkesinin Kısa Tarihi adlı eserinde bu meseleden söz etmiştir. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre bu aileler Kandahar’ da iskan edilmiş, sıkı denetime tabi tutulmuş; tarihsel diğer sürgünlerde olduğu gibi bu uygulama insanlara hayli çetinlikler yaşatmış tır. Kurak ve verimsiz arazisi ile tanınan bölge Afganistan’ ın güneyinde yer alır. Foma Mesoplu, adı ge çen kitabında söz konusu gelişmelerin bölgede demografik ve siyasal yapıyı değiştirdiğini, yıllar içeri sinde Afgan adının Alban adından türetildiğini bildirerek bölgenin yeni sakini Albanların geldikleri top raklarda İslamiyeti benimsediklerini, bölgenin egemeni durumuna yükseldiklerini belirtmektedir. Aha linin birbirine Ağvan diye hitap etmesi bunun kanıtıdır. Car Salnamesinde de bu hadiseye değinilmiş tir. Trajik olan Timur’ dan aşağı yukarı 300 yıl sonra İran Şahı Nadir (1688-1747) ’ in, Şirvan’ ı ele geçir mek için getirdiği dervişlerin Afgan, yani eski Alban asıllı topluluklardan olmalarıdır.  Qeni Han, Azat Han adlı Afgan komutanlar Nadir’ in hizmetinde iki yüz civarında kayıp verme pahasına Dağlık Car ken tini yakıp yıkmışlardır. Afgan- Alban bağlantısı dikkate değer bir konudur.

               Zengezur: Nahcivan ile bugünkü Azerbaycan arazisini bağlayan ; Laçın, Qubatlı, Zengilan reyonlarını kapsayan bölge 

  Car: Azerbaycan- Gürcistan sınırında Zaqatala bölgesinde yerleşim merkezi 

 Salname: vilayetlerin idari yapısı, nüfusu, yönetcileri hakkında bilgi veren yazma, monografi

                                  Bakü’de yayımlanan Samur Gazetesi’ nin katkılarıyla

                                                                                        Abdullah Kubalı- İZMİR

Devamı PDF ‘te


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir