Aybalam Sayı 12

KARABAĞ DOSYASI

SOVYET SİSTEMİNDE KARABAĞ                

    Tarih, tarih tartışmaları ve tarihin yorumlanmasındaki uyuşmazlıklar, Sovyetlerin son on yılında dönüşüme uğrayarak hareketlerin ve düşmanlıkların ideolojisi hâline geldi. Başlangıçta bir avuç uzman arasında başlayan tartışmalar bir türlü bitmek bilmedi ve politik arenaya sıçrayarak yeni bir biçime dönüştü, yeni bir sosyal rol oynadı.

     Aşağıda anlatılacağı gibi, çatışma durumlarında, bu tarih tartışmaları meydan okuma ideolo jilerine dönüştü, tarihçiler de ulusun savunmasında yer alan politik eylemciler hâline geldi.

Sovyet yetkililerinin dayattığı sistem, görünüşte istikrarlı bir ortam yaratsa da aynı zamanda çeşitli grupların statü, toprak, kaynaklar ve iktidar üzerine rekabetini de kızıştırdı. Resmî ideoloji, poli tik milliyetçiliği baskı altına almaya çalışırken bu rekabet kendini ifade edecek başka kanallar da bul du. Bu yarı gizli milliyetçiliğin dışa vurumu değişik biçimlerde oldu – edebiyat, opera, tarih yazıları, ar keoloji vb.- ve Brejnev döneminde hem etkinliği hem de önemi arttı. Sovyet devletinin ve egemen ideolojisinin krizi derinleşirken milliyetçi tezler alternatif ideoloji rolünü üstlendi ve yeniden gelişen politik alanı biçimlendirdiler. Çevreci ve demokrasi taraftarı hareketler gibi Sovyet ideolojisine eleşti

rel yaklaşan rakip politik akımlar üzerinde de üstünlük sağladılar.

Birlik cumhuriyetleri, özerk cumhuriyetler ve özerk bölgeler gibi bileşenlerine meşruiyet ka zandıracağı sanılan bu resmî tarih görüşü-birey ve bölgelerin etnik tanımlanmasına dayandığından- iki yanı da keskin bir kılıçtı. Zayıflık anında bu resmî tarih, bizzat Sovyet sistemini istikrarsızlaştırmak  ve içeriden çatışmalar yaratmak amacıyla kullanılan bir araca dönüştü.  

 FİKİRLER DÜZEYİNDE YAPILAN TARTIŞMALAR

Kafkasya’ daki anlaşmazlıklar, sokak ve köylerde şiddete dönüşmeden ve eski komşulardan cephe hattıyla ayrılmadan önce fikirler düzeyinde tartışılırdı. Sovyet sistemi, bir yandan ulusal tarihler ve ulusal kültürlerin yaratılmasını teşvik ederken diğer yandan da bu fikirlerin özgürce tartışılmasına kısıtlamalar getirmişti; sonuç, geçmişin çarpık bir yorumuydu; dolayısıyla tekrara dayalı olarak pekişti rilen ve resmî Rus kültürel üstünlüğü ve egemenliğiyle hüsrana uğramış grubun arızalı bir tarih görü şüydü. Tarihçiler, şairler, gazeteciler, diğer entelektüeller, Kafkasya’ nın geçmişini, yani kendi ulus dev letlerinin yüzlerce yıllık tarihini kitap ve özel yayınlarda tartıştılar. Bu süreç, her birinin kendi ulusunun uzun tarihe ve zengin bir uygarlığa sahip olduğu yönünde görüşler oluşmasına yol açtı. Taraflardan her biri, kendisine, kendi diline ve etnik grubuna yerli statüsü atfederek tarihin başlangıcından beri Kafkasya’ nın yamaç ve vadilerinde yaşadıklarını kanıtlamaya girişti. Diğer yandan komşu etnik grup lara böyle bir statü tanımak yerine onları inkâr etme yolunu seçtiler ve onlara yeni gelenler etiketini yapıştırdılar. Çelişik politik tarzların, kısıtlı koşulların ve genellikle sınırlı tarihsel ve arkeolojik verilerin gölgesinde ulus inşa etme süreci Sovyet devletinin ilk on yılında kurulmuş birlik cumhuriyetleri ve bun ların hudutları için ideolojik bir temel sağladı. Bu süreçte yöntemsel tutarlılık ve olgusal kesinlik genel likle göz ardı edildi. Profesyonel olmayan yazarlar bile bu konuda daha tutarlı bir tavır takındı. Geçmiş tarihe yaklaşımdaki farklılıklar; Karabağ, Abhazya ve Güney Osetya trajedilerinde büyük bir rol oyna yan çatışma İdeolojisinin yaratılmasında etkili oldu.

Bu satırlar Kafkasya’ da Savaş ve barış adlı kitabın 51-59. sayfalarından alınmıştır. Düzenleme, kısaltmalar tarafıma aittir. (Abdullah Kubalı)          

                                                                                              Vıckıen Cheterıan

                                                                Kafkasya’ da Savaş ve Barış

Dağlık Karabağ’da ilk Ermeni okulu, 5. yüzyılda, Ermeni alfabesinin mucidi St Mesrop Maştots’ un çabalarıyla Amaras Manastırı’nda açıldı. Mesrop, o dönemin yerleşim merkezleri Artsah ve Utik’ te İncil vaazları verme konusunda çok aktifti. Bu şehirlere üç gezi yapan Mesrop, sonunda Büyük Kafkas dağları eteklerindeki pagan topraklarına ulaşmıştı. 7. yüzyılda yaşamış Ermeni dilbilimci Stephanos Syunetsi, eserinde Artsah Ermenilerinin kendi lehçelerine sahip olduğunu ve okurlarını öğrenmeye teşvik ettiğini belirtmiştir. Albanya’ nın tek kapsamlı tarihi, tarihçi Movses Kaghankatvatsi tarafından Ermenice yazılmıştı.[ Wikipedia

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir